4/4/2009 - GTA IV
Bir Liberty City macerası | |
Benim için her şey GTA 2 ile başlamıştı bu seride. Üstten görünümlü bir şehir ve polislere yakalandığımda Busted diye geçilen anons, GTA 2de beni sürekli daha iyi bir derece yapmam için teşvik ediyordu. Oyunun ambalajının ön tarafındaki karakter resmini ve arka kapakta yer alan 3DFX logosunu unutamam. Ekran kartı denilince, akla gelen en önemli isimdi belki 3DFX. 2000li yıllara geldiğimizde Rockstar işi öyle büyüttü ki, peşi sıra gelen GTA 3 ve Vice City isimli yapımlarla, üç boyuta adım attı. Bir türün öncüsü olan GTA, birçok oyuncuyu olduğu gibi beni de San Andreas ile vurdu. Sıcak yaz zamanlarında çıkarılan San Andreas, oynarken aynı zamanda bazen cep telefonumu da açık bıraktığım ve diğer arkadaşlarımla konuştuğum, çünkü onlarla birlikte oynadığım bir oyundu. Carl Johnson, karizması ve geriye miras bıraktığı muhteşem maceralarıyla hafızalarımızda yer edinmişti ki, yapımcılar yeni bir isimden söz etmeye başladı; GTA 4. İlk olarak yeni nesil konsollar için boy gösteren yapım, büyük ilgi görmüş ve aldığı övgülerle kayda değer bir oyun olduğunu ispatlamıştı. Uzun bir süredir oyunun PC saflarına gelmesi için yükselen çığlıklara kulak veren yapımcılar, oyunu PC kullanıcılarının beğenisine sundu. Gerçek rüya Amerika! Bu kez yönettiğimiz karakter, bir göçmen. Niko Bellic, kuzeni Romanın daveti sonrasında, yasal olmayan yollarla yeni dünya Amerikaya adım atıyor ve bu aşamadan sonra kontrol bize geçiyor. Biraz araba sürüşü ve kalacağımız yeri de öğrendikten sonra, klasik GTA ilerleyişi yavaş yavaş kendisini gösteriyor. Henüz yabancı olsa da kısa sürede Niko, birçok kişiyle tanışıyor ve sinirli yapısını ortaya koyuyor. Etrafa göz gezdirdiğimizde, daha önce olmadığı kadar canlı ve işleyen bir şehrin içerisinde olduğumuzu anlıyoruz. Koca binalar, lunaparklar, dev köprüler ve bu mekanlarda işleri için çabalayan insanlar. Doğrusu görev olarak hiç bir şey yapmasanız da, harita geniş olduğu için gezilebilir, keşfedilebilir ve bunları yaparken saatlerinizi harcayabilirsiniz. Liberty Citynin her tarafı capcanlı. Gece kulüpleri, hamburgerciler, giysi mağazaları, İnternet kafeler ve daha nicesi oyuna eklenmiş. Şehrin yer aldığınız bölgelerine göre de bunlar değişiklik gösteriyor. Bir nevi yaşam simülasyonu içerisindeyiz denebilir. Memnun kaldığınız mekanlara, arkadaşlarınızı da arayarak davet edebiliyorsunuz.
"Niko yeni umutlarla birlikte Amerika'ya Liberty City'e kuzeni Roman'nın yanına geliyor. Ancak yeni hayatında kanun dışı işlere bulaşıyor. "Niko bir cep telefonuna sahip. Böylece yapılması gereken görevleri, cep telefonuna gelen aramalar ve mesaj kayıtlarıyla öğrenebiliyor, karşılık olarak arama da yapabiliyoruz. Cihazın özellikleri bunlarla sınırlandırılmamış. Cep telefonunun ayarlarıyla oynayabiliyor, zil seslerini bile değiştirebiliyoruz. Önceki oyunlarda yaptığımız gibi, birilerini takip et, birini koru, hedefi öldür gibi bilindik görevlerimiz var. Bu sebeple asıl detaya inilmesi gereken yön, nasıl hareket edebildiğimiz ve bu görevleri ne şekilde yapabildiğimiz. GTA IVün bu konuda gösterdiği gelişim gerçekten çok fazla. Öncelikle sol alt köşede yer alan mini harita, gitmemiz gereken noktayı sarı bir şerit ile gösteriyor. Bu sayede sıklıkla haritayı kontrol etmek zorunda kalmıyoruz. Gitmemiz gereken yer için taksileri bile kullanabiliyoruz. Oynanış esnasında karşılaştığınız durumlarda çoğu zaman şaşırabilirsiniz. Bir arabaya ihtiyacımız var diyelim. Hamle yaptığımızda eğer kapı açılmıyorsa, Niko dirseğiyle camı kırıyor ve kapıyı açarak içeri giriyor, sonrasında yaptığı düz kontak sayesinde, arabayı çalıştırıyor. Aynı şekilde çalışır haldeki bir arabayı da ele geçirmek istediğimizde, bu kez araçların sahiplerinden aldığımız tepkiler daha farklı ve gerçekçi. Hemen pes etmiyorlar ve arabaya tutunarak peşinizden sürünmeyi dahi göze alıyorlar. Parka gittiğinizde banklarda oturan ve kitap okuyan insanlar, deniz kenarına gittiğinizde fotoğraflar çeken turistler, bir yol inşaatına denk geldiğinizde elinde çizelge ile dolaşan bir şef, bir devriye ekibine rastladığınızda elinde kahvelerle dolaşan polisler ve daha pek çok detaı GTA IVte görmek mümkün. Koşarken yanlışlıkla birine çarptınız diyelim. Elinde bir şey varsa onlar yere düşüyor ve size kızıyorlar. Bir suç işlediğiniz ve polisten kaçtığınız sırada sizi kim görürse kaçmaya başlıyor, sivillere ateş ederseniz yere yatıyor ve saklanmaya çalışıyorlar. Önceki oyunlarda olduğu gibi polisler, hemen silahlarına davranmıyor, sizi defalarca uyarıyorlar. Eğer hiç bir şey yapmayıp yanlarına giderseniz, teslim olabiliyor ve cezanızı ödedikten sonra tekrar serbest kalabiliyorsunuz. Bin arabama bin
Araba kullanırken kamera açıları, her ne kadar bir aksiyon filmi kıvamında olsa da, hantal kaldığı için çoğu zaman önünüzü göremeyebiliyorsunuz ve bu yüzden fareden destek almak zorunda kalıyorsunuz. Yapımın fizik etkileşimi de bir hayli gelişmiş. Çevredeki hemen her şey ile etkileşime girebiliyorsunuz. Ateş ettiğinizde veya kaza yaptığınızda arabanızın aldığı hasar çok daha gerçekçi. Önceki oyunlardaki gibi 1-2 çarpma sonucu arabanız hemen alev almıyor. Hızlı giderken yaptığınız kazalarda, siz veya diğer arkadaşlarınız, ön camdan dışarı fırlayabiliyorsunuz. Tabii ki bir de araba kullanmanın değişmez unsuru, radyo istasyonları var. Önceki GTAlarda olduğu gibi, yine istediğimiz şarkıları oyunun müzik klasörüne ekledikten sonra oyunda dinleyebiliyoruz.
Silahlara göz gezdirdiğimiz de, hafif ve ağır olmak üzere bilinen çoğu silah mevcut. Oyunun hedef sistemi, diğerlerine göre mükemmel olmuş. Oldukça rahat ve isabetli atışlar yapabiliyoruz. Q tuşu yardımıyla bir siperin arkasında saklanabiliyor, ardından fare yardımıyla etrafı kontrol edebiliyoruz. Araba ve motor sürerken de, otomatik bir tüfeği kullanabiliyoruz. Fiziklerin bir diğer kısmı yani silahların tahribat boyutu, tam bir görsel şölen. Kaliteli hasar modellemeleri, ölen ve kaçan insanların oluşturduğu bir panik atmosferi ve bunlara bir de şiddetli patlamaları ekleyince, atmosfer tavan yapıyor. Tabii ki aranma seviyeniz artıkça sizi durdurmak isteyen kuvvetler de değişmeye başlıyor. Tüm bu aksiyonların bir de Nikoya verdiği zararlar var. Etrafta görebileceğimiz Hot Dog satıcılarından, aldığınız sosisli sandviçle sağlığınızı yeniden kazanıyorsunuz.
"Little Jacob, Niko'nun yakın arkadaşlarından biri oluyor. Oyun içinde Little Jacob ile birlikte birçok iş yapıyorsunuz." Oyun sisteminin cep telefonu üzerine olduğunu söyleyebiliriz. Zira özellikleri henüz bitmiş değil. Cihazda yer alan bir diğer özellik, PC kullanıcıları için hazırlanmış video editörü. Bu uygulama sayesinde, oyun içersinden aldığınız videoları, çeşitli açılarla düzenleyebilir ve montaj yapıp, Rockstarın hazırladığı Social Club grubuna upload edebilirsiniz. Cep telefonunu menüsünde Multiplayer yer alıyor. Yapımcılar, bu konuda da PC kullanıcıları için yeni nesil konsollara göre cömert davranmış. 16 kişi sınırı bulunan GTA IV, PC versiyonunda bu sayıyı 32 oyuncuya çıkarmış. İki farklı yarış modu yer alan yapımda, ister motor, istersek de otomobil yarışlarına dahil olabiliyoruz. Dört takımdan oluşan Team Deathmatch ve polislerle suçluları karşılaştıran Cop N Crooks modu bulunuyor. Bu oyun modunda, bir grup suçluları, bir diğer grup da polisleri yönetiyor. Suçlular olarak, şehirde belirlenmiş noktaları ele geçirmek gerekiyorken, polislerin görevi de bu eylemlere engel olarak onları durdurmak. Fakat bu mod konsollarda da olduğu gibi 16 oyuncuyla sınırlandırılmış.
Sancılı şehir inşaatı
GTA IV, görsel olarak haliyle serinin en iyi oyunu. Gelişmiş ışık ve gölge efektleri, detaylı şehir tasarımıyla da, bu türdeki diğer tüm oyunlardan daha iyi olduğu da bir gerçek. Şehirde belli binalara ve dükkanlara girebiliyorsunuz. Bunu bile düşündüğümüz de şehrin sadece dış tasarımlardan ibaret olmadığını, şehri oluşturan bazı yapıların bir de iç tasarımlarının olduğunu görüyoruz. Tüm karakterlerin özenle hazırlanması çok zor olacağı için en azından Niko ve önemli karakterlerin tasarımlarının daha iyi olmasını beklerdim. Örneğin Nikonun gözlük alıp taktığı sıradaki görüntü hiç iyi değil. Bunların dışında oyunun, PC için itina ile hazırlanmadığı çok açık. Zira şimdiye kadar hiçbir oyun 4 çekirdek işlemcilere bu kadar ihtiyaç duymamıştı. Buna rağmen tam randıman alındığını söylemek pek doğru olmaz. Ayrıca tamamen açık grafik ayarlarında oyunu oynayabiliyor olmanıza rağmen, grafiklerde, gölgelerde, kaplamalarda inanılmaz hatalar meydana gelebiliyor. İnsanlar ve yapılar, yok olup tekrar görünüyor veya kademeli olarak yükleniyorlar. Üstelik bu durum çok uzaktaki yapılar için de geçerli değil. Ekrana önce evin çatısı, brandası ve geri kalan kısmı geldi. Bu durum yükleme ekranını andırır cinsten ve hiç hoş değil.
Hem performans olarak, hem de grafiksel hatalar olarak kısa sürede çoğalan tepkiler nedeniyle Rockstar, oyun için bir yama hazırladı ve yayınladı. Şu anki duruma bakılırsa, ATI 4000 serisi kartlarda oyunla ilgili yaşanan problemler de bir hayli fazla. Baktığımızda GTA IVün inanılmaz özelliklerinin olduğunu ve bir oyuncuyu kolaylıkla tatmin edebileceğini görebiliyoruz, fakat oynanışa etki eden bu gibi ciddi hatalar ve performans sorunları nedeniyle, o güzellikleri unutabiliyoruz diyebilirim. Sonuç olarak GTA IV, özellikle yüksek sistemlere sahip PC kullanıcılarının oynayabileceği bir yapım olmuş. Gene de içeriği, yaşayan şehri, detaylarıyla çoğu oyuncuyu içine çekip, sürüklüyor.
|
|
|
Yorum (yok) :: Yorum yaz! :: Bağlantı
|
4/4/2009 - OnLive
OnLive için düzenlenen basın toplantısında duyduklarımıza inanamadık, bakalım siz inanabilecek misiniz? GDC 09’un OnLive basın toplantısında Steve Perlman, en son çıkan oyunların hepsini -en üst düzey grafik kartı isteyen oyunlar dahil- en düşük sistemli bilgisayarlarda, hatta Macintosh’larda bile sorunsuz ve üst düzey grafiklerle bekleme, yükleme, disk satın alma gibi dertler olmadan oynayabileceğimizi vaat ediyor. 
DVD, Blu-ray ve benzeri bir medya ortamına ihtiyaç olmadan, internetten bilgisayarınıza oyun indirmeniz için herhangi bir zamana ihtiyaç kalmadan, download ve yama gibi sorunlarla uğraşmadan bir tuşa basıp oyunu anında oynamak kulağa çok hoş geliyor. Üstelik tüm bunları herhangi bir oyun platformuna bağımlı kalmaksızın yapılabilme olanağı devrimsel bir buluş. Yani siz sürekli yeni konsollar almak zorunda kalmayacaksınız, OnLive ile piyasada var olan tüm konsolların oyunlarını oynayabileceksiniz. “PlayStation 4 çıktı, yeni konsol al, Xbox 720 çıktı, yeni konsol al” derdi olmayacak. Kullandığınız PC’nin GPU’su olmasa bile en son çıkan tüm oyunları hiç takılma olmadan oynayabileceksiniz. “Bilgisayar eskidi, yenisini al, ekran kartı eskidi, yenisini al” derdi de tarihe karışacak; hatta evdeki televizyona mikro konsolu takarak en yeni oyunların tamamına hiç beklemeden, bir tuşla anında ulaşabileceksiniz. Steve Perlman’ın basın toplantısında söylediklerinin özeti bu şekilde. QuickTime ve webTV gibi buluşlara imza atan, bugüne kadar 80 patent almayı başaran dahi mucit Steve Perlman, oyun sektöründe devrim sayılabilecek bu son buluşu ile büyük yankı uyandıracağa benziyor. 
Yedi yıl boyunca bu sistemi saklı tuttuklarını söyleyen Steve Perlman, cep telefonu büyüklüğündeki konsolu cebinden çıkarınca kimse şaşkınlığını gizleyemedi. Hem dünyanın en güçlü, hem de en ucuz konsolu olduğunu iddia eden Perlman, OnLive konsolunu çok cüzi bir ücrete veya servis paketi sözleşmesi karşılığında ücretsiz olarak verebileceklerini söyledi. USB ve HDMI girişleri olan küçücük konsola dilediğiniz USB kumandayı takabilir ya da OnLive’ın kendi kablosuz kumandasını kullanabilirsiniz. Tanıtılan kumanda da sağ tuş takımının üzerindeki L-I-V-E harfleri dikkat çekiyor. Ayrıca ileri geri sarma gibi medya oynatıcı tuşlarını üzerinde bulunduran kumanda çift fonksiyonlu düşünülmüş.  Sistem mimarisi bakımından basit ama eşsiz bir yapısı olan OnLive, süper güçlü sunucular aracılığıyla oyuncuları oyunlarla buluşturuyor. Diyelim ki giriş seviyesi olarak sınıflandırılan takoz bir bilgisayar veya bir Macintosh ile en son oyunları oynamak istiyorsunuz. Bunun için bilgisayarınız, OnLive sisteminin süper güçlü sunucularına bağlanacak ve burada servisi sağlanan oyunlar tek tuşla anında size sunulacak. Diğer yol ise televizyonunuza cep telefonu boyutundaki konsolu takıp süper güçlü sunuculardan tek tuşla istediğiniz oyunu oynamak. OnLive aslında bir oyun sağlama servisi ama sistem mimarisi olarak mevcut tüm servislerden farklı ve avantajlı bir konuma sahip. Steve Perlman’ın açıklamalarına göre servis kalitesi olarak diğer sunuculardan çok daha üst düzeyde hizmet vermeleri nedeniyle oyunlarda herhangi bir takılma veya ekran atlama kesinlikle olmuyor. Süper güçlü sunucular sizin bilgisayarınız ne kadar takoz olursa olsun kendi gücü sayesinde her zaman tüm yeni çıkmış ve çıkacak oyunlar için mümkün olan en üst düzey performansı veriyor. 
Heyecan verici bu sistemin ülkemize ne zaman geleceği henüz belli değil. Ama bilgisayar ve konsol yenilemekten bezmiş oyuncuların OnLive sistemine ülkemizde de büyük ilgi göstereceğini tahmin etmek zor değil. Ülkemizdeki oyuncular için OnLive sisteminin en büyük avantajı, oyun erişimine kolaylık getirme noktasında olabilir. Disk satın alma, download etme ve mağazaya gitme derdi yok. Üstelik oyunları yurtdışındaki uygun fiyatlar üzerinden alma olanağı da olursa OnLive, Türkiye’de acayip tutar. Yalnız akıllara tabii ki “OnLive sistemi konsolların sonu mu?”, “Peki ya PS3’ün ve Xbox360’ın exclusive oyunları ne olacak?”, “OnLive’ın fiyatı ne olacak?” gibi sorular geliyor. Bu sorular henüz cevabını bulmamış olsa da OnLive, tüm oyuncular için büyük kolaylıklar getiren devrimsel bir sistem olacağa benziyor.
OnLive henüz çıkmamış olsa da beta test kayıtları başladı.OnLive'ın sistesine giderek yazın yapılacak olan beta test'e kayıt yaptırabilirsiniz.
|
|
Yorum (yok) :: Yorum yaz! :: Bağlantı
|
|
Hakkımda
En son teknoloji haberleri
Kategoriler
Arkadaşlarım
|